Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar

Cinsel yolla bulaşan hastalıklar (CYBH’ler), esas olarak cinsel ilişki sırasında, bazen de farklı yollarla insanlara bulaşabilen çeşitli mikropların oluşturduğu hastalıklardır. Bulaşma yolları benzer olmakla birlikte, bu tanım günümüzde genellikle HIV/AIDS dışında kalan cinsel yolla bulaşan hastalıklar için kullanılmaktadır.

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar



















    CİNSEL YOLLA BULAŞAN HASTALIKLAR tanısı 
LABORATUVARIMIZDA 3 SAAT İÇİNDE  KAN TESTLERİ ÇALIŞILMAKTA HIV DUO ULTRA TESTİ İLE HIV VİRUSUNU  EN HIZLI VE EN GÜVENİLİR TANISI KONABİLMEKTEDİR  .HEM P 24 ANTİJENİ VE HEMDE HIV 1-2 ANTİKORUNA BAKILABİLMEKTEDİR.  14. GÜNDEN SONRA TANI KONULABİLMEKTEDİR.


Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıkların bulaşma yolları

CYBH’lerin en önemli bulaşma yolu, isminden de anlaşılacağı gibi, bu hastalıklara yol açan mikropları taşıyan kişilerle vajinal, anal veya oral cinsel ilişkidir.

Bu hastalıklar, anneden bebeğine, doğum öncesinde (anne karnında), doğum sırasında (bebek annenin doğum kanalından geçerken) veya doğumdan sonra da bulaşabilir.

CYBH’den bazıları, hastalığa bağlı yaraların bulunduğu bölgeye temas etme (doğrudan temas) yoluyla da bulaşabilir.

Kan ve organ aktarımları ve benzer şekilde, hasta kişinin kanı veya vücut sıvıları ile kirlenmiş kesici-delici aletler (tırnak makası, tıraş bıçağı, dövme aletleri, akupunktur iğneleri, diş tedavisinde kullanılan aletler, cerrahi girişimlerde kullanılan aletler, kulak delme aletleri, ortak kullanılan enjektörler vb.) ile yaralanma da, bu hastalıklardan bazıları için diğer bulaşma yolları arasında sayılabilir.

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar nelerdir ve neden önemlidir?

Günümüzde dünyada, 30’dan fazla etkenin (bakteriler, virüsler, parazitler) yol açtığı CYBH bulunmaktadır. Bunların bir kısmını ilaçlarla kesin olarak tedavi etmek mümkündür. Bazı hastalıklar ise, ilaç verilse bile tamamen iyileşmez ve  zaman zaman tekrarlayabilir ve bazen ölüm de dahil olmak üzere zararlı sonuçlara yol açabilir. Ayrıca, tedavisi mümkün olan CYBH’ler de, tedavisiz kalmaları halinde ciddi boyutta zarar verici durumlarla sonuçlanabilirler.

CYBH’ler tüm dünyada toplum sağlığını ilgilendiren önemli bir sorundur. Bu hastalıklar hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde görülmekle birlikte, gelişmekte olan ülkelerde ilk beş sağlık sorunu arasında yer almaktadır.  CYBH’ler hem hastanın kendisinde, hem cinsel eşlerinde hem de hasta olan kişi anne adayı veya anne ise bebeğinde çok ciddi zararlı etkilere yol açabilirler. Böylece, bu hastalıkların sadece bireysel değil, toplumsal zararlara da neden olabildikleri unutulmamalıdır.  Sözü edilen zararlı etkilerin bazıları aşağıda sıralanmıştır.

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar – Korunma Yolları

HIV ve diğer CİNSEL YOLLA BULAŞAN HASTALIKLAR CYBH’den korunmanın en kesin yolu cinsel ilişkiye girmemektir. Ancak bu, pratikte uygulanması güç bir önlemdir. Cinsel etkinlik başladığında, herhangi bir cinsel yolla bulaşan hastalığı edinme riskini azaltmak için alınması gereken önlemler, aşağıda olduğu gibi sıralanabilir:

  1. Cinsel etkinliğin başlama yaşı olabildiğince geciktirilmelidir. Gençler, CYBH’ye daha duyarlıdır ve CYBH edinme riski, yaşam boyu edinilen eş sayısı ile doğru orantılı olarak artar.
  2. Enfekte olmadığı bilinen bir eş ile benimsenecek tek eşli yaşam biçimi, korunmada önerilen bir önlem olmakla birlikte, çok güvenilir bir yol değildir. Siz tek eşli olabilirsiniz ama eşinizin tek eşli olduğundan emin olamayabilirsiniz!
  3. Kondom (Kaput, kılıf, prezervatif) kullanmak, cinsel etkinlik gösteren kişilerin CYBH’den korunmasında halen en güvenilir yöntemdir. Cinsel ilişkinin her çeşidinde (vajinal, anal, oral) ve her ilişkide kullanıldığı taktirde ve doğru kullanılması halinde koruyuculuğu %100’e yaklaşmaktadır. Ülkemizde, hem erkekler hem de kadınlar için kondom mevcuttur.
  4. Kesici-delici aletlerin ortak kullanılmasından kaçınılmalı, mutlaka kullanılacaksa, uygun şekilde temizlenmesine özen gösterilmelidir. Bu amaç için en yaygın kullanılan madde, %10’luk hipoklorit (evlerde kullanılan çamaşır suyu) solüsyonudur.
  5. HIV  bulaşma riskinin en fazla olduğu anal (makattan) ilişkiden kaçınılmalı, eğer bu tür ilişki tercih edilecekse mutlaka kondom kullanılmalıdır.
  6. Tedavi edilebilir CYBH’nin saptandığı kişiler mutlaka hekim gözetiminde ilaç kullanmalıdır. CYBH’nin tedavi edilmesiyle, genel toplumdaki HİV olgularının %40 oranında azaldığı gösterilmiştir.
  7. Çok eşli bir yaşamı tercih edenler, eş sayılarını kısıtlamaya özen göstermelidir. CYBH riski, eş sayısı arttıkça yükselir.
  8. CYBH’ye ait belirtileri olan kişilerle cinsel ilişkiye girmekten kaçınılmalı, bu kişiler tıbbi yardım almaları konusunda teşvik edilmelidir.
  9. Yukarıda tanımlanan yakınmalardan herhangi birinin görülmesi halinde vakit kaybetmeden bir hekime başvurulması, hastalığın tam tedavi edilebilmesi açısından önemlidir. Hekime danışmadan, hastanın yakınlarının veya eczacıların önerisi ile uygulanan tedavilerin, hastaya yarardan çok zarar getireceği unutulmamalıdır.
  10. CYBH saptanan kişiler, eşlerini mutlaka bu durumdan haberdar etmeli ve eşlerinin de tıbbi yardım almasını sağlamalıdır.
  11. CYBH tedavisi görenler, tedavi bitinceye dek cinsel ilişkiden kaçınmalıdır.

 

CYBH’lerin erişkinlerde ve çocuklardaki bazı zararlı etkileri

Cinsel yolla bulaşan hastalıkların erişkinlerdeki zararlı etkileri

  1. Düşük
  2. Dış gebelik
  3. Kısırlık
  4. Rahim ağzı kanseri
  5. Karaciğer sirozu ve kanseri
  6. Uzun süren ve gizli hastalık tabloları
  7. HIV/AIDS bulaşma riskinde artış
  8. Ölüm

 

Cinsel yolla bulaşan hastalıkların yeni doğan ve çocuklardaki zararlı etkileri

  1. Erken doğum
  2. Düşük doğum kilosu
  3. Ölü doğum
  4. Doğumda edinilen frengi ve diğer CYBH
  5. Göz enfeksiyonları,körlük
  6. Akciğer enfeksiyonu

CYBH’lerin bir başka önemli etkisi de, HIV - AİDS  hastalığının edinilmesini ve başkalarına bulaştırılmasını 10 kat artırmalarıdır. Yapılan çalışmalar, CYBH’lerin tedavi edilmesiyle, genel toplumdaki HİV/AIDS olgularının %40 oranında azaltılabildiğini göstermiştir. Bu durumda, tedavi edilebilecek olan CYBH’lerin saptanması ve tedavi edilmesinin önemi bir kez daha ortaya çıkmaktadır. Cinsel yolla bulaşan hastalıklar (cybh) tanısı laboratuvarımızda  güvenli ve hızlı bir şekilde yapılmaktadır. CYBH panelleri ile ilgili bilgi alınız

 

CYBH’lerin dünyadaki ve ülkemizdeki görülme sıklığı nedir ve sayılarındaki artış neye bağlıdır?

Dünyada CYBH’ler

CYBH’ler, tüm dünyada, tıbbi yardım isteği ile yapılan başvurular arasında ilk beş sırada yer almaktadır. Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) en son bildirilen 2005 yılı verilerine göre, tüm dünyadaki HİV/AİDS dışı CYBH olgusu sayısının 448 milyon olduğu tahmin edilmektedir. Bu sayının 1990’da 250 milyon, 1995’te 333 milyon, 1999’da 340 milyon olduğu göz önüne alındığında, hastalıklardaki artışın boyutu ortaya çıkmaktadır. Toplam olgu sayılarının hastalıklara göre dağılımına bakıldığında, trikomoniyazın en fazla sayıda görüldüğü, klamidyal hastalıkların, belsoğukluğu ve frenginin bunu izlediği anlaşılmaktadır.

CYBH’lerin görülme sıklığı, ülkeler arasında ve aynı ülkenin değişik bölgeleri arasında farklılıklar gösterebilir. Bu hastalıkların ortaya çıkma sıklığını etkileyen faktörler aşağıdaki gibi sıralanabilir:

Sosyal faktörler

Kültürel faktörler

Ekonomik faktörler

Tıbbi yardıma ulaşabilme imkanı

Yapılan araştırmalar, CYBH’lerin, kentsel bölgelerde, evlenmemiş kişilerde ve 15-49 yaş arasındaki genç erişkin ve erişkinlerde daha sık görüldüğünü ortaya koymuştur. Ayrıca bu hastalıkların kadınlarda, erkeklere göre daha genç yaşlarda ortaya çıktığı ve daha ciddi zararlara yol açtıkları bilinmektedir.

 

CYBH’lerin yayılma hızı, hasta kişinin, hastalığı bulaştırdığı yeni kişilerin sayısı ile doğru orantılıdır. Bu sayı;

Bulaşmanın etkinliği

Kişinin eş değiştirme sıklığı ve

Bulaştırıcılık süresi ile doğrudan ilişkilidir.

Türkiye’de CYBH’ler

Türkiye’de en sık görülen hıv-AİDS dışı CYBH’ler;  belsoğukluğu, frengi, klamidyal hastalıklar, trikomoniyaz, B tipi hepatit, C tipi hepatit, genital uçuk ve insan papilloma virüsü ile oluşan hastalıktır. Ancak, ülkemizde CYBH’lerin görülme sıklığına ilişkin toplam ve tek tek hastalıklara ilişkin sayısal veriler bulunmamaktadır. Bunun nedeni, bu hastalıkların bir kısmının bildiriminin zorunlu olmamasıdır. Ülkemizde bildirimi zorunlu olan hıv-AİDS, frengi, gonore, klamidyal hastalıklar ile B ve C tipi sarılıklar da kayıt ve bildirim sistemindeki aksaklıklar nedeniyle ya eksik bildirilmekte ya da hiç bildirilmemektedir.

Hastalıklarla ilgili resmi veriler yetersiz olsa da, yapılan araştırmalara göre, ülkemizde bu hastalıkların giderek daha sık görüldüğü dikkati çekmektedir. Ülkemizdeki Cinsel yolla bulaşan hastalıklar artışında birçok unsur önem taşımaktadır. Son yıllarda yaşamımıza giren çok kanallı ve uydu yayınlı televizyonlar, bilgisayarlar, internet bağlantıları gibi yeni iletişim araçları, toplumumuzun farklı kültürler, yaşam tarzları ve davranış biçimleri ile tanışmasına ve onları benimsemesine yol açmıştır. Bunun sonucunda toplumumuzdaki bireylerin yaşam biçimleri, gereksinimleri, olaylara ve cinselliğe bakış açıları ve değer yargıları büyük bir değişime uğramıştır. Tüm bunların etkisiyle “ayıp” olmaktan çıkan cinsellik, görsel ve yazılı basında sık sık yer almaya başlamış, ilişkiler ve cinsel tercihler açıklanır olmuş, ilk cinsel deneyimler evlilik öncesine kaymış ve tüm bunların sonucunda da cinsel davranış biçimleri değişmeye başlamıştır. Serbest cinsel yaşam, çok eşlilik, sık eş değiştirme, evlilik öncesi cinsel yaşam ve korunmasız cinsel ilişki gibi riskli davranışların, özellikle gençler arasında giderek daha çok benimsenmesi, CYBH’lerin görülme sıklığının artmasıyla sonuçlanmıştır.

CİNSEL YOLLA BULAŞAN HASTALIKLARDA EN  ÇOK KORKULAN AİDS HASTALIĞIDIR

AİDS

GENEL BİLGİLER

AIDS, insan bağışık yetmezlik virüsünün (HIV) neden olduğu bir hastalıktır. HIV, İngilizce, Human Immunodeficiency Virus (Edinsel Bağışıklık Yetmezlik Sendromu) kelimelerinin baş harflerinden oluşmuştur. Adı, 1980’li yıllardan bu yana sık duyulmakta olan bu hastalık, önceleri sadece eşcinsel erkeklerin hastalığı gibi algılanmıştır. Günümüzde ise en sık karşıt cinsel ilişki, ayrıca kan ürünleri aracılığıyla ve hasta anneden çocuğa bulaştığını bildiğimizden, toplumun tüm kesimlerini ilgilendiren bir hastalık olarak tanımlanmaktadır. Bulgu laboratuvarında aids ilgili uzman kadromuz rehberlik hizmeti vermektedir.

 

 


HIV, vücudun mikroplara ve kanserlere karşı savunmasında önemli bir role sahip olan akyuvarları enfekte eder. Bu enfeksiyon sonucunda akyuvarlar önce işlevlerini kaybeder, daha sonra da ölürler. Akyuvarların kaybı, vücudun mikroplara ve kanserlere karşı savunma sisteminin çökmesi anlamına gelir. Böylece, HIV/AIDS hastalarında çok basit mikroplar, ciddi ve ölümcül hastalıklara yol açabilirler ya da hızlı ilerleyen kanserler ortaya çıkabilir.


Belirtiler


Birincil HIV enfeksiyonu (Akut enfeksiyon)

  • Virüs vücuda girdikten 2-4 hafta sonra, ateş, lenf bezlerinde büyüme, döküntü, kas ağrısı gibi özgül olmayan yakınmalar oluşturabileceği gibi, hastaların büyük bölümünde bu dönem hiçbir belirti olmadan da geçirilebilir. Birkaç hafta sürebilen bu dönemde standart tarama testleri ile tanı koymak güçtür. Hastanın en bulaştırıcı olduğu dönem akut enfeksiyon dönemidir.


Sessiz dönem

  • Bu dönem geçtikten sonra, virüs vücutta hiçbir belirti yapmadan ortalama 7-10 yıl kadar taşınabilir. Bu süre içinde kişinin bulaştırıcılığı devam eder. Belirtisiz süre bazen birkaç yıl kadar kısa, bazen de 10 yıldan çok daha uzun olabilir.

İleri dönem (AIDS)

  • Hiç tedavi görmeyen kişilerde hastalık ilerler ve hasta AIDS dönemine girer. Virüs vücudun savunma sistemini giderek daha fazla zayıflattığından, bu döneme kadar hiçbir tedavi görmemiş hastalar, ilerleyen evrede enfeksiyonlara ve kanserlere karşı tüm dirençlerini yitirirler; çeşitli organlarında kanserler ve enfeksiyonlar oluşur.
  • Hastalarda aşağıdaki belirtiler ortaya çıkabilir:

1.   Sık ve kolay hastalanma

2.   Uzun süren yüksek ateş

3.   İleri derecede istemsiz kilo kaybı  

4.   Uzun süren öksürük

5.   Tekrarlayan yaygın uçuklar

6.   Ağızda pamukçuk

7.   Ağır ishal

  • Hastalar bu dönemde de yıllarca kalabilir ve bulaştırıcılıklarını sürdürürler.
  • Bu dönemde de hiçbir müdahale yapılmadığı takdirde hastalık ölümle sonuçlanır.


Bulaşma yolları

  • Günümüzde hastalığın en sık bulaşma yolu cinsel ilişkidir. Tüm dünyadaki HIV/AIDS olguları dikkate alındığında en sık karşıt cinsel (heteroseksüel) ilişki ile bulaştığı bilinmekteyse de, aslında cinsel ilişkinin her şekli (vajinal-kadın cinsel organı yoluyla, anal-makattan, oral-ağız yoluyla) ile virüsün bulaşması söz konusudur. Bunlar içinde en riskli olanı, kanama ve zedelenme olasılığının yüksek olması nedeniyle makattan (anal) ilişkidir. Korunmasız bir ilişki sırasında virüsün, hasta bir erkekten kadına bulaşma riski, hasta bir kadından erkeğe bulaşma riskinden yaklaşık 10 kat daha fazladır. Yani virüsün erkekten kadına bulaşması, kadından erkeğe bulaşmasına göre daha kolaydır. Ayrıca, cinsel bölgede yaralar ile seyreden diğer cinsel yolla bulaşan hastalıklar da HIV’in bulaşma riskini artırır. Aşağıda çeşitli ilişki şekillerinde HIV bulaşma riski belirtilmiştir.

1.   Anal-alıcı ilişkide 1:30-1:100

2.   Anal-verici ilişkide 1:1000

3.   Vajinal ilişkide kadın için 1:1000, erkek için 1:10.000

4.   Alıcı oral ilişkide, boşalma da olması durumunda 1:1000

5.   Diğer davranışların (örneğin; boşalma olmaksızın oral ilişkide kadın ve erkek için ve kadına uygulanan oral ilişki için) HIV bulaş riski bilinmemektedir.

  • Virüs, hasta hamile kadından bebeğine, doğumdan önce, doğum sırasında veya doğum sonrasında emzirme yoluyla da geçebilir. Hiçbir önlem alınmadığı takdirde bulaşma riski %30-40 civarındadır.
  • Diğer bir bulaşma yolu ise hasta kişilerin kanının ya da organlarının başka bir kişiye naklidir. Virüsü taşıyan bir ünite kanın nakledilmesi sonucunda bulaşma riski %95 civarındadır.
  • Hasta kanı ile kirlenmiş kesici-delici aletler ile yaralanma da, nadir olmakla birlikte, HIV bulaşmasında önem taşıyan bir yoldur. Bu tür bir bulaşmanın riski 1:300 civarındadır. Bulaşmada, enjektör, cerrahi aletler ve diş hekimliğinde kullanılan aletler gibi tıbbi araç-gereç rol oynayabileceği gibi, manikür-pedikür aletleri, jilet, ustura, dövme aletleri, akupunktur iğneleri ve kulak delme aletleri gibi günlük kullanımda olan araç-gereçler de bulaşmada önem taşıyabilir. Damar içi yoldan uyuşturucu madde bağımlılığı olan kişilerin, aynı enjektörü ortak kullanmaları, günümüzde, özellikle de gelişmiş ülkelerde, sıklığı giderek artan bir bulaşma yoludur. Bulaş riskini artıran faktörler, kesici-delici yaralanmanın derinliğinin fazla olması, iğnenin boşluklu olması, iğne üzerinde gözle görülür miktarda kan olması ve kaynağın ilerlemiş hastalığı olmasıdır. Enfekte kanın mukozaya (göz, ağız içi gibi) sıçraması halinde bulaş riskinin ne kadar olduğu bilinmemekte, ancak çok düşük olduğu tahmin edilmektedir.

 

Aşağıdaki yollarla HIV bulaşması söz konusu değildir

  • Aynı ortamda bulunmak, aynı havayı solumak
  • Dokunmak, sarılmak, öpüşmek
  • Aynı kaptan yiyip içmek
  • Giysileri ve eşyaları (kesici-delici aletler hariç) paylaşmak
  • Hapşırmak, öksürmek
  • Hasta kişinin tükürük, gözyaşı, idrar, dışkı, kusmuk, balgam gibi sıvıları ile (kan içermemeleri koşulu ile) temas etmek
  • Tuvaleti, banyoyu ortak kullanmak
  • Kondom kullanarak cinsel ilişki
  • Sivrisinek ısırması

HIV DA TEDAVİ

  • Virüsün vücuttan tamamen uzaklaştırılması hâlihazırda mümkün değildir.
  • Mevcut ilaçlar ile hastanın ömrünü uzatmak ve yaşam kalitesini artırmak olasıdır.
  • Yaşam süresi, kişinin bağışıklık sisteminin hastalanmadan önceki durumu, hastalık etkenleriyle karşılaşma sıklığı, tedavi görüp görmemesi gibi birçok faktöre bağlı olarak kişiden kişiye farklılık gösterebilir.
  • Doğru zamanda tedaviye başlayan ve tedavisine tam uyum gösteren bir kişi, AIDS aşamasına hiç gelmeden yaşamını sürdürebilir.
  • Hasta olduğundan kuşkulanan veya hasta olduğu belirlenen kişi, hiç vakit kaybetmeden bir Enfeksiyon Hastalıkları uzmanına başvurmalıdır.
  • Hastalığın hangi aşamasında tedaviye başlanacağı, hangi ilaçların ne süre ile kullanılacağı, hastanın hangi sıklıkta kontrole gelmesi gerektiği gibi konular, hekim tarafından belirlenir.
  • Hastalığın kontrol altına alınmasında, hastanın tedaviye uyumu en önemli unsurdur. Bu nedenle, hastanın hekime tam güven duyması ve hekim ile iyi bir iletişim kurması gerekir.


Korunma

  • Hastalığı önleyecek bir aşı veya ilaç henüz geliştirilmemiştir.
  • HIV/AIDS’ten korunmada en önemli yol, cinsel ilişki sırasında ve cinsel ilişkinin her çeşidinde daima kondom kullanmaktır.
  • Tedavi kullanmakta olan HIV ile enfekte kişilerde bulaştırıcılık azalmaktadır.
  • Anneden bebeğe bulaşmanın önlenmesi için aşağıdaki uygulamalar yapılmaktadır:

1.   Annenin gebeliği boyunca tedavi kullanması

2.   Bebeğe doğumdan sonra koruyucu tedavi verilmesi

3.   Annenin bebeğini emzirmemesi

Bulgu laboratuvarı, aids,cinsel hastalıklar paneli, hıv gonore,hpv,cinsel yolla gecen hastalıklar ankara,ankara cinsel hastalıklar laboratuvarı



Bulgu Laboratuvarında HIV virusu 14. günden itibaren HIV DUO
ULTRA testi ile  3
saat içinde sonuçlanmaktadır.



 Okunma Sayısı : 953         27 Ocak 2018


  • 6 MAYIS 1998 yılında  Cebeci de çalışma hayatına başlamış,  2006 yılında Kavaklıdere şubesini açarak  bugüne dek hızlı, kaliteli, güvenilir ve ekonomik tahlil hizmetleri sunma amacını sürdürmüştür. Temel prensibimiz kaliteden ve etik değerlerden ödün vermeden en iyi laboratuvar hizmetlerini vermektir

    Laboratuarımızda kaliteli hizmet; hastaya, yapılan işe ve alınan örneğe saygı ile başlar, sürekli eğitimle, kalite kontrol çalışmalarıyla devam eder, teknolojiyi takip ederek süreklilik kazanır.  
     
    Laboratuvarımız ekonomik fiyatları, tecrübeli uzman laboratuvar personeli, geniş laboratuar tahlil paneli, güleryüzlü hizmeti, zamanında sonuç verebilmesi hasta portföyumuzun artmasında en önemli nedenlerden biridir.
İLETİŞİM BİLGİLERİ
Adres:
Tunalı Hilmi Caddesi Bestekar Sokak No:78/3-4 Kavaklıdere / Çankaya / ANKARA
HARİTA
2014 Bulgu Laboratuvar Tüm Hakları Saklıdır.
TEKNODEVA